GRAMALTIN 6.704,43 DOLAR 44,5811 EURO 51,4630 BIST 100 9.404,89 STERLİN 58,9673 BITCOIN $67.092
Facebook TwitterX Instagram YouTube

Arama Haber Code Logo
SON DAKİKA
Son Dakika Haberleri Sola Kaydırma İkonu Son Dakika Haberleri Sağa Kaydırma İkonu

HABERLER

Tıp Etik Kardeşlik Sendikası: "Hekim düşmanlığına izin vermeyeceğiz"

Giriş: 04.04.2026 13:49 | Güncelleme: 04.04.2026 13:59
Paylaş
Tıp Etik Kardeşlik Sendikası: "Hekim düşmanlığına izin vermeyeceğiz"

Tıp Etik Kardeşlik Sendikası (TEK), Kocaeli Şehir Hastanesi acil servisinde bir hekimin izinsiz görüntülenmesi ve bu görüntülerin sosyal medyada yanıltıcı başlıklarla paylaşılması üzerine basın açıklaması yaptı.

TEK Sendika Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Burak Şancı’nın okuduğu açıklamada, geçtiğimiz hafta bir hekimin görevini icra ettiği sırada izinsiz şekilde kaydedilen görüntülerinin; "doktor hastalara saldırdı" gibi yanıltıcı başlıklarla dolaşıma sokulduğu belirtildi. Birçok haber sitesinin doğrulama yapmadan bu içerikleri yayarak hedef gösterme ve hakaret içeren paylaşımların artmasına neden olduğu ifade edildi. Bu durumun bireysel bir olay olmaktan çıkıp hekimleri toplumsal düzeyde hedef haline getiren bir atmosfere dönüşğü kaydedildi.

“Hekim düşmanlığına izin vermeyeceğiz”

Paylaşımların yarattığı atmosfere dikkat çeken Şancı, açıklamasına şöyle devam etti: "Gerçeği yansıtmayan bu paylaşımlar kısa sürede bir sosyal medya linçine dönüşş; kendisini haber sitesi olarak tanımlayan birçok hesap doğrulama yapmadan içerikleri yaymış, ardından hakaret ve hedef gösterme içeren paylaşımlar artmıştır. Bir meslektaşımız üzerinden yürütülen bu süreç, bireysel bir olayın ötesine geçerek hekimleri toplumsal düzeyde hedef haline getiren bir atmosfere dönüşştür. Bugün burada 'Tıp Etik Kardeşlik Sendikası' olarak duruşumuz nettir: Hekim düşmanlığına izin vermeyeceğiz. Çünkü sağlık hizmeti ancak güven ortamında sürdürülebilir. Hekimin itibarı zedelendiğinde zarar gören yalnızca bir çalışan değil, toplumun sağlık güvencesidir" ifadelerine yer verildi.

Şiddeti besleyen dile vurgu yapan Şancı, şunları kaydetti: "Bu olay yalnızca bir sosyal medya manipülasyonu değildir; aynı zamanda sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti besleyen dilin nasıl üretildiğinin açık bir örneğidir. Dijital ortamda başlayan hedef göstermeler çoğu zaman hastane koridorlarında sözlü ya da fiziksel şiddete dönüşmektedir. Türkiye’de sağlıkta şiddet artık münferit değil, yapısal bir sorundur. Bu nedenle mücadelemiz yalnızca tek bir olayın hukuki takibi değil; şiddetin ortaya çıkmasına neden olan zeminin ortadan kaldırılmasıdır. Bu kapsamda; manipüle edilmiş görüntüleri yayan kişiler, yanıltıcı başlıklarla hekimleri hedef gösteren hesaplar ve hakaret içerikli paylaşımlarda bulunan kişiler hakkında hukuki süreç başlatılmıştır. Dijital linç de şiddetin bir parçasıdır ve hukuki karşılığı vardır."

“Psikolojik toparlanma hakkının fiilen kullandırılmaması kabul edilemez”

Hukuki mevzuat ve uygulamadaki sorunlara değinen Dr. Şancı, "Sağlık çalışanlarının korunmasına ilişkin mevzuat açıktır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 7151 sayılı Kanun ile eklenen düzenleme gereğince sağlık personeline görevleri nedeniyle işlenen suçlarda adli süreç hızlandırılmış koruma hükümleri öngörmektedir. Buna rağmen sahada farklı uygulamalarla karşılaşılmaktadır. Şiddete uğrayan hekimlerin aynı gün çalışmaya devam etmek zorunda bırakılması, ifade için karakollara çağrılması ve psikolojik toparlanma hakkının fiilen kullandırılmaması kabul edilemez" ifadelerine yer verdi.

“Bu durum acil servisleri fiilen 24 saat açık polikliniklere dönüştürmüş”

Çalışan güvenliğinin önemini vurgulayan Şancı, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: "Şiddet mağduru sağlık çalışanı yaşadığı sağlık sorunlarından bağımsız olarak günün kalanında idari izinli sayılmalıdır. İfade süreçleri sağlık kurumunda yürütülmelidir olaya tanık olan sağlık çalışanlarının ifadeleri de aynı şekilde görev yerlerinde alınmalıdır. Çalışan güvenliği bir tercih değil, kanuni zorunluluktur"

Acil servislerdeki yoğunluğa dair ise şu tespitlerde bulundu: "Yaşanan olayın gerçekleştiği bölüm, acil servislerin 'yeşil alan' olarak adlandırılan kısmıdır. Yeşil alan; acil müdahale gerektirmeyen, ayaktan değerlendirilebilecek başvurular için oluşturulmuş birimdir. Ancak bugün acil servislere yapılan başvuruların büyük çoğunluğunu bu alan oluşturmaktadır. Her gün binlerce hasta; ilaç yazdırma, rapor alma veya poliklinik kapsamında değerlendirilebilecek taleplerle acil servislere başvurmaktadır. Bu durum acil servisleri fiilen 24 saat açık polikliniklere dönüştürmüş, hem sağlık çalışanlarının iş yükünü artırmış hem de gerçek acil hastalara sunulan hizmeti zorlaştırmıştır. Modern sağlık sistemlerinin önemli bir kısmında bu ölçekte bir uygulama bulunmamaktadır. Yoğunluk nedeniyle oluşan bekleme süreleri ise sağlık çalışanlarına yönelen memnuniyetsizliği artırmakta ve gerilim ortamını beslemektedir".

“Yeşil alan uygulaması mevcut haliyle sürdürülebilir değildir”

Sistemsel değişiklik taleplerini dile getiren Şancı, “Bu nedenle 'Tıp Etik Kardeşlik Sendikası' olarak görüşümüz nettir: Yeşil alan uygulaması mevcut haliyle sürdürülebilir değildir. Ya tamamen kaldırılmalı ya da mevcut modelden vazgeçilmelidir. Acil hizmet niteliği taşımayan başvurular için ciddi ücretlendirme gibi alternatif modeller değerlendirilmelidir. Amaç sağlık hizmetine erişimi zorlaştırmak değil; acil servislerin gerçek işlevine dönmesini sağlayarak hem hasta güvenliğini hem de sağlık çalışanlarının güvenliğini korumaktır” cümlelerine yer verildi.

“Performans baskısı uygulanması kabul edilemez”

İdari süreçlere yönelik duyumları paylaşan Dr. Şancı, açıklamasını şu uyarılarla tamamladı: "Olay sonrasında acil serviste görev yapan hekimlere yönelik 'hastaları bekletmeyeceksiniz' şeklinde idari baskılar yapıldığı yönünde duyumlar tarafımıza ulaşştır. Şiddet atmosferinin henüz yatışmadığı bir ortamda performans baskısı uygulanması kabul edilemez. Öncelik hız değil, güvenli sağlık hizmetidir. Huzurlu olmayan hekimin sağlıklı hizmet üretmesi mümkün değildir" 

Yorumlar

×

Haber Arama